Ağaç Simgeciliği

Ağaç, eski zamanlardan kalmanın ve gücün simgesidir. Pek çok ağaç türü, kalkanlara ve armalara çizilmiştir, ancak, genellikle, doğru biçimde tasvir edilmemişlerdir.

Ağacın türü, aile adını ilk taşıyanın özellikleriyle ya da muhtemelen, o ailenin elinde tutulan arazi ile ilgilidir. Meşe ağacı, eski Yunanlılarda ve Keltlerde kutsaldı; Lübnan sedirlerine, “görkemli güzellikteki ağaçlar” olarak yazıtlarda değiniliyordu; ıhlamur ağacı, Cermenler’e göre kutsaldı; kavak ağacı, büyük güç simgesiydi; servi ağacı, kesildikten sonra, kesinlikle, köklerinden sürgün vererek büyümediği için, ölümün simgesiydi; çam ve porsuk ağacı gibi, her dem yeşil ağaçlar, ölümü ve ölümsüz hayat umudunu simgeler; dişbudak ağacı, İskandinavlarca kutsal sayılıyordu. 

Epirus bölgesindeki Dodona antik kentindeki (Kuzey Yunanistan) kutsal meşe; elbette, burası, – arkeologların, ağacın, ilk başta, bulunduğunu sandığı – yeni bir ağaçlandırma sahasıdır.

1862 yılında, Edward Lear’ın yaptığı ‘The Cedars of Lebanon’ (Lübnan Sedirleri) yağlı boya tablosu. Edward Lear, Lübnan’ı, “Ortadoğu’nun İsviçre’si” olarak nitelendiren ilk kişiydi. Lear, pek çok kez nöbet geçiren bir sara hastasıydı. Üstelik, hem astımlı idi hem de havaya aşırı duyarlıydı. Bu durumundan dolayı, insanlardan uzakta, çok vakit geçiriyordu.

Almanya’nın Nordrhein-Westfalen eyaletinin Aachen kentinin bir mahallesi ve belediyesi olan, Laurensberg’in armaları, 14 Ağustos 1928’de kabul edilmiştir. İlk çeyrek kısmında, yerel koruyucu azizi Aziz Lawrence’ın (Laurens) (dilenen) figürünü göstermektedir. İkinci çeyrek kısmında, köydeki mezarlığın yanındaki asırlık ıhlamur ağacı ve adaletin simgesi olan ıhlamur ağacını görülmektedir. Üçüncü çeyrekte ise, ziraatin simgesi olan, üç buğday başağı yer almaktadır. Dördüncü çeyrek, Laurensberg Çayı’nın dalgalı kıvrımını resmedilmektedir.

Ağaçlar, evi ya da mülkü ima ederler ve genellikle, hayat ve güç simgeleri olarak kabul edilirler. Bazen, orman ya da ağaç, bir kalkanda bulunur. Ayrıca, çotuk veya ağaç gövdesi de, özellikle, yeni yapraklar fışkıran dallarla birlikte doğduğu zaman, tekrar yetişmenin ya da yeniden doğuşun simgesi olarak kullanılabilirler.

Ağaçlar, üstünlük bakımından, büyük dengesizliğe rağmen, en uç koşullarda, bulunduğu yere tutunmak için mücadele veren doğanın gladyatörleridir. Bu güç, ağaçların simgesel kullanımına yol açan özelliklerinden de biridir. Ağaçların, simgecilikle ilgili üç kısmı bulunmaktadır: kökler, gövde ve dallar.

Kökleri, besin maddelerini aldığı ve kendisine sağlam bir temel oluşturmakta olan, toprağın derin kısımlarına uzanmaktadır.

Taç kısmı, çevresinden enerji alan, yaprakları kapsar. Gövdesi, tüm ağaca, maddesel güç sağlayan şekilde, toprak üzerinde durmaktadır. Bu unsurlar, bize, bireysel manzaramızın seçiminde, aradığımız duyguların simgeciliğini sunmaktadır. Ait olma duygusu, pek çok insanın, toplumda ulaşmak için çabaladığı bir şeydir. Sağlam kökleri olan ağaç, bu “kökler” kavramını simgelemektedir ve çevremizle devam eden ilişkinin bir unsurudur. Çevresinden enerji alan taç kısmı, geçmiş zamanlardan gelen evrimimizle uyum içerisinde hissetmek için, kültürel mirasımızı anlama ihtiyacımızın simgesidir. Şimdiki yaşamlarımızla tarihi bir bağ bulma dürtüsü, neredeyse, tamamen içgüdüseldir ve konum kazanma ya da varoluş için, bir neden bulma arayışındaymışçasına, bizi ileriye sürükler. Gövdesinin maddesel gücü ve ağacın bir arada tutulmasındaki payı, muhtemelen, iç güç ihtiyacımızın simgesidir.

Hristiyan Kilisesi’nin gelişme biçimi, – Kiliseyi, ağaç simgeciliğinin kullanılması yoluyla açıklamış olan – Papa 6. Paul tarafından, kolay anlaşılabilir şekilde, şöyle ifade edilmişti: “ Efendi, kilisenin şöyle olmasını ister: dalları, havadaki kuşları koruyan; evrensel, harika bir ağaç… Efendi’nin zihninde, Kilise, ilahi bir göreve ve amaca göre, evrenseldir, ancak köklerini, çeşitli toplumsal ve insanlık bölgelerine indirdiği zaman, dünyanın her bir bölgesindeki farklı dış ifadeleri ve görünüşleri almaktadır.

Ağaçlar, aynı zamanda, bazılarınca, belirli kişisel özelliklerin güçlü göstergeleri olarak görülmektedir. Etkili bir simge halini de almışlardır ve aynı zamanda, belirli niteliklerin nakledilmesinde kullanılmaktadırlar. Değişmez uzun ömürlülükleri, artık,  örneğin, yatırım hesaplarının reklamlarında kullanılmaktadır. Reklam, hesabın da bu tür niteliklere sahip olduğunu gösterecek biçimde ağacı kullanmaktadır.

Ağaç simgeciliği, ayrıca, insan ifadelerinde de kendine yer bulmaktadır. Bir ağacın budaklı gövdesi,  pek çok biçimde, büyük yaşa ulaşmış olanlarımızın simgesidir. Pörsümüş bir yüz, büyük bilgeliğin göstergesi olabilir. Bu “olgunluğun bilgeliği” kavramı, bu nedenle, en yaşlı ağaçlarda yansıtılır. Büyük yaşa ve olgunluğa ulaştıklarından, onlara karşı, içimizde saygı hissi uyanır. Avrupa’da, yaşlı insanların sayısı artmaya devam ettikçe, muhtemelen, ağaç simgeciliği, yeni bir yankı bulacaktır.  Gerçekten, en son AB projesinin [ Action on Forestry – Human Health and Wellbeing’ (Ormancılık-İnsan Sağlığı ve Refahı Konusunda Eylem) ] gösterdiği gibi, sağlık hizmetleri görevlileri arasında, ağaçların yeri, gündeme oturmaktadır. Bu 4 yıllık proje (2004-2008), “ormanların insan sağlığına etkisi” hakkında veri toplayacak ve ağaçlarla gelecekteki ilişkilerimizi şekillendirecektir.

Kaynaklar: 

  1. http://www.houseofnames.com/xq/asp/keyword.tree/qx/symbolism_details.htm
  2. http://www.ancient-yew.org/mi.php/trees-in-mythology/79
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s