Renk Şifresinin Çözümü

Yazar: Anita Stratos

Eğer bugün, bir Mısır müzesinin sergisine gitseniz, ne görürdünüz? Muhtemelen, böyle çapraşık mücevherat parçalarını yaratan el işçiliklerinin ve becerilerin güzelliği parmağınızı ısırtacaktır. Muskalar ve çanak çömlek gibi, çeşitli nesnelerdeki oymalar ve resimleri dikkatle incelerdiniz. Ve bütün hepsindeki renk zenginliğinden etkilenirdiniz. Ancak Mısır tarihi hakkında ne kadar bilgi sahibi olsanız da, renk şifrelerinin nasıl çözüleceğini bilmezseniz, sadece, hikayenin yarısına ulaşabilirdiniz.

Hiyerogliflerden ( resim yazı ), muskaların anlamlarına kadar, Mısır şifrelerinin çözümlenmesi, eski Mısırlıların geride bıraktıkları mesajların, tamamen anlaşılmasının anahtarıdır. Simgecilik, her yerdeydi ve taktıkları mücevherlerin taşlarının renkleri, mezar kabartmalarında kullanılan renkler, muskaları yapmakta kullanılan gereçler dahil, neredeyse, yarattıkları her şeyin, daha derin anlamları vardı. Renkler, çok önemliydi, çünkü Mısırlılar, renklerin, sadece, bir kişinin ya da nesnenin gerçek özünü açığa çıkardığına değil, aynı zamanda, onlara, korunma ya da diğer sihirsel özellikler sağladıklarına da inanıyorlardı. Öyleyse, bu karmaşık eski insanlar, tam olarak, ne anlatmaya çalışıyorlardı?

Eski Mısırlılara göre, renk, hayatın temel bir parçasıydı. Eğer bir tanrının renksiz olduğu kabul edildiyse, anlamı, o tanrının, asla, tam olarak anlaşılamayacağıydı. Rengin büyüsü, tarih öncesi devirlere kadar uzanmaktadır. Eski Ahit’te, kırmızıya değinilmektedir ve Romalılar, mercanın iyileştirme gücünün, bu renkten kaynaklandığına inanıyorlardı. Muskalar, tüm tarih öncesi dünyada kullanılıyordu, ancak muskayla ilgili büyü, Mısır’da, ilk medeniyetler ortaya çıktığı zaman, gerçek bir bilim halini aldı.

Mısır paletinde altı renk bulunuyordu: kırmızı (deşer), yeşil (wadj), mavi (khesbedj ve irtiu), sarı (kent ve khenet), siyah (khem ya da kem) ve beyaz (shesep ve hedj). Bu renklerin çoğu, mineral bileşiminden yapılmıştır; bu sayede, canlı renklerini, binlerce yıl sürdürmüşlerdir. Ve kullandıkları taşların çoğu, yarı değerli olup; seçimleri, güzelliklerinden çok, simgeciliklerine ve içerdikleri sihirlere göre yapılmıştır. Bu gereçler, ister günlük mücevherlere oyulmuş isterse mezar duvarlarına kuvvetle bastırılıp boyanmış olsun, renkleri rastgele kullanılmamıştır. Tasvir edilen tanrıda, ölünün ahiretteki ihtiyaçlarında veya yaşayan Mısırlının korunmasında kullanılan renklere büyük ihtiyat gösterilmiştir.

Eski devirlerden 21. yüzyıla kadar, pek çok insan, çeşitli amaçlarla, dinini ve inancını, değerli taşların ve rengin gücü bakımından ortaya koymuştur: bir eşi cezbetmek, zafer için, sağlığını iyileştirmek için ve sadece, herhangi bir amaca yönelik. Eski Mısır’da, hem kraliyet mensupları hem de sıradan vatandaşlar, dinsel ya da sihirsel önemi olan mücevherler takıyorlardı; aslında, çocuklar dahil, neredeyse herkes, en azından, bir muska takıyordu. Üzerine oyulmuş özgün bir motif bulunan özel bir taştan yapılmış bir muska takmak; giyen kişinin etrafını, bu muskanın sihri ile kuşatıyordu. Örneğin, bok böcekleri, pek çok türdeki taştan oyulmuştu ve ahirette olduğu kadar, bu hayatta da, sürekli mevcudiyetin güvence altına alınması için takılıyordu.

Pek çok eski Mısır simgelerinde rastlandığı gibi, rengin yorumlanmasında da, pek çok farklılık bulunmaktadır. Resimlerde ya da nesnelerde pek çok kez kullanılan renklerin simgeciliğinin yorumlanması, kullanıldıkları bağlama bağlıdır ve çoğu defa, resim yazılar (hiyeroglifler) da, bağlam sayesinde anlaşılmaktadır. Daha yaygın biçimde kabul edilmiş anlayışlardan bazıları şunlardır:

Yeşil renginin; yeni yaşamın, büyümenin, bitki örtüsünün ve verimliliğin rengi olduğuna inanılıyordu. Eğer davranışı; yararlı veya hayat getiriyor ise, (o) kişinin, yeşil işler yaptığı söyleniyordu. Yeşil renginin yeni hayatı ya da yeniden dirilişi güvence altına alma gücü, Osiris’in pek çok tasvirinde, kendisinin yeşil tenli gösterilmesinin nedeni olup, bu şekilde, onun yeniden dirilişine ve bitki örtüsü üzerindeki gücüne değinilmektedir. Ölüler Kitabı’nın 77. Bölümü, “kanatları yeşil yaştan yapılmış” bir şahine dönüşen ölüden bahsetmekte ve bu şekilde, yeni hayata ve yeniden doğuşa değinilmektedir. Bunun yanında, yaygın “Heru’nun Gözü” muskası, çoğunlukla, gözüyle ilişkili biçimde, bir şifa ve sağlık rengine işaret eden yeşil renktedir. Ancak en önemli yeşil muska; ölünün gerçek kalbine bir şey olması olasılığına karşı, kalp boşluğuna yerleştirilmekte olan, kalp bok böceğiydi. Kalp, yaşamsal öneme sahipti çünkü duyguların ve aklın merkeziydi ve kalbin, bir iradesi ve kendine özel mevcudiyeti olduğuna inanılıyordu. Ölüler Kitabı’nın birçok bölümü, kalbin muhafazasına ve korunmasına adanmıştır.

Aynı zamanda, “yıldızı parlamak” ya da “sağlıklı olmak” anlamına da gelmekte olan, “yeşil” anlamındaki “wadj” sözcüğü, yeşil renkli bakır taşı (malakit) için olduğu kadar, papirüs bitkisi için de kullanılmaktadır. Yeşil renkli malakit (bakır taşı), neşenin simgesidir. Daha kapsamlı değinilecek olursa, “bakır taşı sahası”, kutsanan ölünün vatanından bahsedilirken kullanılıyordu.

Mısırlılar arasında gözde olan diğer bir yeşil taş, firuze idi. Bu yeşilimsi taşın karşılığı, neşe veya sevinç anlamına gelmekte olan, “mefkat” idi. Firuzenin kullanımı, medeniyetin başlangıcına kadar uzamaktadır. Mısır Kraliçesi Zer’in ( MÖ 5.500 ) mezarı, 1900’da ortaya çıkarıldığında, arkeologlar, onun bileğinde, firuze ve altından bir bilezik olduğunu keşfettiler.

Eski Mısır’da, eğer firuze bulunamazsa, onun yerine, sırlı kuvars taşları kullanılıyordu. Burada, söz konusu gerçek gerecin kendisinden ziyade, renk tasvir edilmekteydi.

Kırmızı, güçlü bir renkti ve şu her iki uç noktayı simgeliyordu: Öfke ile ateş kadar, yaşam ve zafer. Kırmızı, ayrıca, kanı simgeliyordu ve Ölüler Kitabı’nın 156. Bölümü’nde, yani ‘Kırmızı Jespır Taşından İsis’in Düğüm Muskası’ Bölümü’nde (Dr Raymond Faulkner’in çevirdiği gibi), şöyle belirtildiği gibi, İsis’in kanı (güç) ile korunma aranıyordu:

Kanın var, Ey İsis!; gücün var, Ey İsis!; büyün var, Ey İsis! Muska, kendisine karşı suç işleyenleri kovan, bu Büyük Varlığın koruyucusudur.

Firavunların mumyaları, her zaman değerli ya da yarı değerli kırmızı taştan yapılmış olan, insan kalbinin küçücük bir kopyasını içeriyordu. Bu, Ba’yı tasvir ediyordu ve kalp bok böceği ile beraber, kalp boşluğuna yerleştiriliyordu. Ayrıca, Ba, kalp rahatsızlığı olan insanlar ya da kalplerini zarardan korumak isteyen kimseler tarafından da taşınıyordu.

Şen (Shen), güneş tanrısı Ra ile ilişkilendirilmiş olan, çok önemli bir muskaydı. Düz bir hat boyunca uzanan kenarı olan, bir disk şeklinde görünmektedir ve bu şekilde, ufuktaki güneşi simgelemektedir. Kişisel bir muska olarak takıldığında, takan kişiye, uzun bir hayat temin ediyordu. Bu muska, genellikle, ya karnelyan ya da diğer bir tür kırmızı taştan; bazen de, laciverttaştan (lapis lazuli) yapılmıştır.

Olumsuz öfke ve ateş bağlamında, kırmızı, fırtına yaratan tanrı olmasının yanında, kötülüğün simgesi ve karanlığın güçleri olan, tanrı Set’in rengiydi. Set’in bazı resimlerinde, teni, kırmızı renklidir. Üstelik, kırmızımsı tüylü ya da derili hayvanların olduğu kadar, kırmızı saçlı insanların da, Set’in etkisi altında olduğuna inanılıyordu. Öfkeyle dolu bir kimsenin ise, kırmızı kalpli olduğu söyleniyordu.

Bazı nedenlerden ötürü, karnelyan, sonunda, uğursuz bir taş olarak kabul edilmişti. İsmi ‘herset’, hüzün anlamına geliyordu.

Ayrıca, “Mısır mavisi” de denmekte olan, lacivert rengi; göklerin, suyun ve ilk selin rengiydi ve yaradılışı veya yeniden doğuşu simgeliyordu. Gözde mavi renkli taş, ayrıca neşe veya sevinç anlamına da gelmekte olan, laciverttaş (lapis lazuli) ya da “khesbed” idi. Güneş teması taşıyan mavi fayanstan yapılmış bazı nesnelerden dolayı, mavi renginin, güneş simgeciliği içermiş olabileceğine inanılıyordu. Ayrıca, “mavi renginin, ürün yetiştirilen Nil kıyısındaki verimli topraklardan dolayı, Nil nehrini simgelemiş ve verimliliği tasvir etmiş olabileceği” teorisi de mevcuttur. Amon tanrısı ( Amen ya da Amun olarak da yazılmaktadır ), dünyanın yaratılışında rol oynadığı için, kendisi, bazen, mavi yüzlü olarak tasvir ediliyordu; bu nedenle, Amon ile ilişkilendirilen firavunlar da, mavi yüzlü olarak gösterilmiştir. Genellikle, tanrıların, laciverttaştan yapılmış saçlara sahip olduğu söyleniyordu. “Ağzın açılması töreni”nin yer aldığı bir mezar resminde, hem mumya hem de Anubis, mavi saçlı olarak tasvir ediliyordu.

Laciverttaştan yapılmış boncukların tarihi, Hanedanlık Öncesi Dönem’e kadar uzanmaktadır. Mısır’da bulunmadığından dolayı, laciverttaş, Fırat Nehri bölgesinden ithal edildiği için, bu ilk örnekler, en eski medeniyetlerin, zaten, ticaret yollarını oluşturmuş bulunduğunu göstermektedir.

Sarı rengi, ayrıca, güneşin ve altının nitelikleri olarak kabul edilmekte olan, ölümsüz ve yok edilemez olarak tanımlanıyordu. Tanrıların pek çok heykeli, ya altından yapılmıştı ya da altın kaplamaydı; aslında, Mısırlılar, tanrıların cildinin ve kemiklerinin altından yapılmış olduğuna inanıyorlardı. Mezar resimleri, altın ciltli tanrıları gösteriyordu ve ölen firavunun, tanrı olacağına inanılmasından dolayı, firavunların lahitleri altından yapılmıştı. Ölüler Kitabı’nın bazı bölümleri, mezar mücevherlerinin altından yapılmış olmasını emretmektedir ve pek çok altın mumya maskesi bulunmuştur. Şen (Shen), mezar muskası olarak yapıldığında, her zaman altından yapılıyordu ve göğsün üzerindeki mumya sargılarının iç tarafına yerleştiriliyordu. Ayrıca, (O), Ra’ya adanmıştı ve kişinin yaşama kavuşturulacağını ve güneş parladığı sürece yaşayacağını ve bizzat, Ra gibi yeniden doğacağını simgeliyordu.

Bazen, sarı rengi, beyaz ile birbirlerinin yerine geçebilir şekilde kullanılmıştır ve bu zamanlarda, beyazın simgeciliğini üstlenmiştir.

Hanedanlık öncesi dönemdeki Mısırlılar, zaten, altından, basit boncuklar oluşturuyorlardı, ancak birkaç yüzyıl içerisinde, kuyumcular, son derece beceri kazanmış ve altından; muskalar, taçlar, göğüs süsleri, parmak yüzükleri, pandantifler, sallantılı küpe süsleri ve her türden mücevherat yapmışlardır.

Siyah rengi; ölümü, ahireti ve geceyi simgeliyordu. Ahiretin kralı olduğundan, “siyah kimse” olarak da değinilmekte olan, Osiris’te ve ayrıca, siyah çakal ya da köpek olarak tasvir edilmekte olan, mumyalama tanrısı Anubis’e değinilirken, bunun yansıtıldığını görüyoruz. Kraliçe Ahmose-Nefertari, nekropolün koruyucusu olduğundan, çoğunlukla, siyah ciltli olarak gösterilmektedir.

Buna oldukça zıt bir biçimde, siyah rengi, Nil nehrinin yıllık selinin taştığı yere bıraktığı koyu siltten dolayı, verimliliği ve yeniden dirilişi de simgelemektedir. En eski devirlerinde, Mısır, Nil Vadisi’nin kara toprağından dolayı, Kemet ya da “Kara Ülke” olarak biliniyordu; bu nedenle, siyah rengi, bizzat Mısır’ı simgeliyordu. Yeniden dirilişi simgelemekte kullanıldığında, siyah ve yeşil, birbirinin yerine geçebiliyordu.

Beyaz, “saflık” ve “her şeye gücü yetme” anlamına geliyordu ve hiçbir gerçek rengi olmadığından, kutsal ve sade nesneleri simgeliyordu. Beyaz, simge olarak, özellikle rahipler tarafından kullanılan dinsel nesnelerde ve ayin nesnelerinde yer alıyordu. Bunların pek çoğu, Apis Boğalarının mumyalanma masaları dahil, beyaz kaymaktaşından yapılmıştı. Kutsal bir şehir olan Memphis, “Beyaz Duvarlar” anlamına geliyordu ve kutsal törenler için, beyaz sandaletler giyiliyordu. Beyaz rengi, ayrıca, çoğu Mısır giyimini tasvir etmekte kullanılan renkti. Beyaz anlamına gelen sözcüklerden birisi olan “Hedj”, ayrıca, “gümüş” için de kullanılan bir sözcüktü. Gümüş, altınla birlikte kullanıldığında, birlikte, ay ile güneşi simgeliyorlardı. Kırmızı ve beyaz, anlam yönünden zıt olduklarından, bazen, tamlığı simgelemek için, bir araya getiriliyorlardı.

NOTLAR

1. Ba: Gündüz, ölüye, hava ve gıda getirirken, mezarın içerisinde uçuşan, ancak geceleri, Ra ile beraber, Güneş Teknesi’nde seyahat eden insan başlı kuştur. Bilgi için: http://www.touregypt.net/featurestories/soul.htm
2. Karnelyan (ayrıca, kornelyan da denmektedir), yaygın olarak, yarı değerli bir taş olarak kullanılan kahverengimsi-kırmızı bir mineraldir. Demir oksit safsızlıklarına göre rengi değişen, silis minerali kadıköy taşının çeşididir. Rengi, büyük oranda değişmekte olup; mat turuncudan, yoğun bir hemen hemen siyah rengine kadar değişkenlik gösterir.
3. http://tr.wikipedia.org/wiki/Nekropol

Kaynak: http://m.touregypt.net/egypt-info/magazine-mag06012001-magf4.htm

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Evernote her şeyi hatırlamanıza ve çaba sarf etmeden düzenli olmanıza yardımcı olur. Evernote’u İndirin.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s