Züppe Nedir?

Resim.1: Şarap züppesi

Bir züppe misiniz? Öyle birini tanıyor musunuz? Züppe tam olarak nedir? Bunu anlamak için, önce, insanların neden başarılı olmaları gerektiğini keşfetmemiz gerekir.

Etrafımızda iki tür başarılı kimse vardır. İlki, başarma uğruna başarıya ulaşır ve etkilemesi gereken tek kişi kendisidir. O, her zaman daha fazlasını başaracaktır çünkü enerjisi, işin doğru yapılmasına odaklanmaktadır. Diğerlerinin ne düşündükleri için endişelenmek aklına gelmez. Eğer başarılı olursa da, bundan dolayı, diğerleri onu fark eder ve hatta muhtemelen ondan yararlanırlar.

İkincisi ise, diğerlerini etkilemek için işlerin üstesinden gelirler. Diğerleri, onu tasvip etmez ve üstün olduğuna inanamazsa, kendisini değerli görmez. Böylelikle de, züppelik ortaya çıkar: “Ben senden fazlasına sahibim. Bu nedenle de, daha iyiyim.” Yanlış düşünce, insanın karakterinin, nitel (Sahip olduğum şey iyi mi ve beni mutlu ediyor mu? ) olmaktan ziyade, nicel (Ne kadar çok şeye sahibim? ) olmasıdır.

Servet edinen ve / ya da sağlayan bazı kişilere, haklı olarak züppe denir çünkü üstün olduklarını fark ettiğinizi bilmeye gereksinim duyarlar. Kendi zevk ve tahminleri için başarma yeterli değildir. “Ay, bu ucuz araba senin mi? Bu semtte mi yaşıyorsun? Oraya nasıl katlanıyorsun?” gibi şeyler söylemek, çoğunlukla, diğerlerinin itibarlarını alçaltarak, kendi zihinlerindeki saygınlıklarını yükseltmektedir.

Bu insanlar, kendilerini aşırı derecede düşünüyor gibi görünebilirler, ama gerçekten öyle olsalardı, onu kanıtlamaya ihtiyaç duymazlardı. Değersiz saydıkları insanlarla da vakitlerini kaybetmezlerdi. Gerçek öz saygı sahibi insanlar, zamanlarını saygı duymadıkları insanlarla israf etmezler. Onların değişik maddi olanakları bulunan arkadaşları olabilir, ama kendilerinin, daima değer verdiği ve takdir ettiği dostları olacaktır. Ayrıca, onlar, asla, bu arkadaşlarını aşağı hissettirmeyeceklerdir.

Para, elbette, konu ile ilgilidir ama başarı ve yerine getirme hayatın amaçlarıdır. Kimse, parası olduğu için, asla utanç duymamalı ve hiçbir zaman, onu üstünlük kanıtı olarak görmemelidir. Para, evlilik veya miras gibi, başarı ile ilgisi olmayan kaynaklardan gelebilir; bu nedenle de, erdem, yalnız dolarlarla kendiliğinden verilmez.

Erdem, kendini gerçekleştirmenin ve kişisel mutluluğun yaşanması ile sunulur. Aslında, “Sevdiğin şeyi yaptığında, para kendiliğinden gelir.” deyimi, çok sıklıkla doğrudur.

Kendi amaç duygunuzu (sizi mutlu edenini) yaratırsanız, elde ettiğiniz herhangi bir servet, onun kaynağı olmaktan çok, o mutluluğu çoğaltacaktır. Mutlu bir insan, sahip olduğu paranın tadını sessizce çıkarmayı bilir.

Elbette, fazla paraya sahip olmanın, az para sahip olmaktan daha iyi olduğunu itiraf etmezsek kendimizi kandırırız. İnsanlar, kendilerini, paranın önemli olmadığı ya da sorun olmadığı konusunda çene çalarken duymaktan hoşlanırlar. Peki, yağmurdan içeri girmeyi ya da bir yerden başka bir yere varmayı sevenlerimiz için, o, şüphesiz, tutulu satış (mortgage), kira ya da araba masrafına yardımcı olur. Ama o, kendi kendine mutluluğa dönüşmez. Paranın satın aldığı şey seçimlerdir. Seçimler iyi bir şeydir, ancak sadece seçeneklere sahip olmanız, onları iyi kullanmanızı getirmeyecektir. Dünya, (bazıları paralı bazıları da parasız) sefil insanlarla doludur. Mutluluk pek çok kaynaktan gelir ve büyük servet, tam çözüm değildir.

İnsanların para hakkında aldıkları tutumlar, siyah beyaz resim olmaya eğilimlidirler ve çoğunlukla doğru olmaktan uzaktırlar. Para ya kötüdür (Başarı düzeyi düşük kimselerin kendilerini daha iyi hissettirecek iyi bir bahane) ya da herhangi bir önem kazanmak için kaçınılmazdır (züppe olmak için iyi bir mazerettir). Ancak gerçek ortada durmaktadır. (Manalı hedeflere ulaşmakla tarif edilen) Anlamlı bir yaşam sürdürmek, mutluluk getirecektir. Ondan ileri gelebilecek para ise, bu mutluluğa maddi destek sağlamaya elbette yardımcı olabilir ancak o, asla, bizzat mutluluk olmayacaktır.

Tarihsel Kökenleri

Tipik olarak, züppeler, diğerlerini, aşağı hissettirmek için, varlıklarını aşağı olarak gördükleri veya varlıklarıyla böbürlendikleri gruptaki insanlara tepeden bakarlar. Aydının ve zıttı olan kültürsüzün resmi olmayan ve öznel kategorilerinde dışa vurulan bakış açılarını karşılaştırın.

The Oxford English Dictionary (Oxford İngilizce Sözlüğü), İskoç kökenli ‘ayakkabı tamircisi’ anlamına gelen, 1781 yılına ait bir belgede, “snab” sözcüğüne rastlamaktadır. Ayrıca, “snob”olarak da yazılmakta olan, “snab” ile 50 yıl sonra İngiltere’de ortaya çıkan daha aşina anlamı arasındaki bağlantı doğrudan doğruya değildir.

Artık gözden düşmüş, alışılmış ve daha aşina hikaye, “snob”un (züppe), patlayan sanayi devriminin zengin üreticilerinin çok sayıda erkek çocuğunun soylu erkinin oğullarına katıldığı, Waterloo Savaşı sonrası nesilde, Eton Koleji’nde, erkek öğrenci argosu olarak kullanıldığıdır. “Snob”lar, eğer gerçekten, resmi olmayan bir unvan taşımıyorlarsa, isimlerinin başında, “Hon.”(Saygıdeğer) unvanını taşıyan, “nobs”, yani soylu olmayan erkek çocukları grubunu gösteriyorlardı. Züppeler, züppe olarak davranan ( eski etimolojinin kullandığı  ) sine nobilitate ­ ­(“soylulukla ilgili unvanı olmayan”) kimselerdi. 1831’e kadar, “nob” ve “snob”, o zamanlardaki güncel anlamları ve türetmeleri ne olursa olsun, açıkça, zıt toplumsal gruplardı ve bunun için, Lincoln Herald (22 Temmuz 1831), şunu ilan edebiliyordu: “Soylular, kirli koltuklarını kaybettiler ­ ve dürüst züppeler onları ele geçirdiler.”

Ancak, Punch dergisinde çıkan kısa hiciv hikayeleri koleksiyonu olan ve 1848’de toplanan ve yayınlanan, William Makepeace Thackeray’in Book of Snobs (Züppeler Kitabı) eseriyle, “snob” kelimesinin halk arasında geniş ölçüde kullanıldığı üzerinde uzlaşılmaktadır. Thackeray’in ozamanki “snob” tanımı şöyledir: “Alçakça, şahane şeylere hayran olan kimse, züppedir.””Şahane şeyler”, Başbakanların, sürekli olarak, kontlar olarak görevlerini tamamladıkları Kraliçe’nin Kabinesi’nde bakanlık gibi, bu dünyanın gösterişli şeyleriydi.

” Eşit olarak kazanmaya istekli olduğunuz bir yaşam oyununda ( ve o, her şeye karşın, beş para etmez bir oyundan başka bir şey değildir) olduğunuzu varsayın. Hırsınızdan utanmalı mısınız, yoksa onunla gurur mu duymalısınız? ” 

— Thackeray, “Autour de mon Chapeau” (Şapkamın Etrafında) kitabı, 1863

Thackeray’in, büyürken, eylem halindeki züppeleri incelemek için pek çok fırsatı oldu. Kendisi, toplumsal konumu, ülkesinde kariyer yapmalarına engel olan ancak buna, çok zengin bir Hintli gibi lord payesi verebilecek hünerli İngilizler için bir fırsat alanı oluşturan, British East India Company’nin (Doğu Hindistan Şirketi) hizmetinde olan bir tahsildarın tek oğluydu.  Babası öldükten sonra, Thackeray, epey şık olmamasına rağmen, eski ve saygın Charterhouse özel okulunda ve Cambridge Üniversitesi, Trinlty College’da (Trinity Koleji) öğrenim görmek üzere, anavatanına gönderildi.

Britanya Hindistan’ı, Avusturya­-Macaristan İmparatorluğu, Cizvitler veya ABD Hava Kuvvetleri gibi, hiyerarşik bir örgütte, aşağı kademelerden yükselmenin yolu, çoğunlukla, amirlerinin bakış açılarını, candan, en çok benimseyen kimseler için kolaylaştırılmaktadır. 

Günümüzün Batı demokrasileri gibi, daha az hiyerarşik bir toplumda, farklı bir dinamiği olmakla birlikte, züppelik, yeni biçimler almaktadır. Çağdaş toplumda, belirli ünlü şahıslar, iç grubun merkezinde yer alırlar ve züppeler ise, merkezde bulundukları algılanan kimselerin dış tarzını taklit ederler. Bu taklit, çoğunlukla, ekonomist and toplum bilimcisi Thorstein Veblen tarafından, Aylak Sınıfın Teorisi’nde (1899) isimlendirilen ve açıklanan bir olay olan, gösterişçi tüketim olarak tanımlanır.

Neden Züppe Olunur?

Resim.2: 30 Ocak 1921 tarihli günlük sinema yayını Film Daily’nin iç ön kapağında yer alan, Wanda Hawley’in ve Walter Hiers’ın başrolü paylaştığı Amerikan filmi ‘The Snob’un (Züppe) reklamı

Hiç kimse, bir züppeden hoşlanmaz.

Ama çoğu insan, züppenin, gerçekten, ne olduğunu da anlamaz.

Bir züppeyi tanımlaması istendiğinde, çoğu insan, şunu söyler: “Kendisinin, başka herkesten daha iyi olduğunu düşünen kimse “.

Aslında, hiçbir şey, gerçekten öteye gidemez. Yüzeysel olarak, bu, doğru olabilir. Züppe, sizden daha iyi olduğuna inandığı için, size tepeden bakabilir.

Ancak buradaki önemli soru şudur: ne standardına göre ve kimin standardına göre “daha iyi”?

Züppe açısından, standart, tanıma göre, diğer insanların görüşüdür.

Örneğin, züppe, arkadaşlarından daha iyi olduğuna inanır. Neden? Çünkü daha fazla parası, daha iyi tasarımcı etiketli ürünü ve daha iyi bir model arabası vardır. Tamam, iyi. Neden bu şeyler, onun için büyük önem taşıyor? Gerçekten, nesnel olarak, üstün nitelikli olduğu için mi daha iyi arabaya heyecanlı? Öyle olabilir, ama züppenin aldırdığı şey, bu değildir. Züppe, üstün olduğuna inanır çünkü ” sana göre, insanlar tarafından daha yüksek itibar gösterilen bir arabam var, bu da beni, daha iyi yapar.”

Resim.3: Halep doğumlu Kanadalı heykeltıraş Philippe Coudari’nin bronz “Le Snob” (Züppe) heykeli. 1995; 17,8 x 22,9 x 20,3 cm.

Bir Acura’nın üzerine, bir BMW ya da hatta, bir Mercedes almaz, çünkü mantık çerçevesinde, onun, daha iyi bir araba olduğu sonucuna ulaşmıştır. Onu satın alır çünkü mahallesindeki en çok kıskanılan araba, o imiş gibi görünmektedir.

Aynı ilke, ünlü ve pahalı bir tasarımcı etiketli ürünlere ve züppenin, kendini züppeliğe hak kazanmış olarak gördüğü başka bir şeye karşı uygulanır. Züppeliğin kökenlerinin geçmişe doğru izini sürerseniz, standart olarak, nesnel üstünlükle karşılaşmazsınız. Standart olarak, başkalarınca yüksek itibar gösterilmesine rastlarsınız.

Züppelik, zenginlerin özel alanı da değildir. Züppe, akranlarının onayına sahip olduğuna inanan ve bu nedenle, akranlarının onayına sahip olmayan birine göre, üstün olduğuna inanan bir kimsedir.

Herkes, züppe değildir. Ama züppelik, her yerdedir. ABD Cumhurbaşkanın karısıyla aynı ünlü tasarımcı markasına sahip olduğu için, kendisini üstün gören bir kadın züppedir. O, sadece, (nesnel standartlara göre) üstün nitelikli bir elbiseye sahip değildir, aynı zamanda, onu giymekten de kıvanç duyar. Züppelik, bu değildir. Onu, züppe yapan şey, “Cumhurbaşkanı’nın eşinin elbisesinin aynısına sahibim. Bu, beni üstün yapar, çünkü herkes, Cumhurbaşkanı’nın eşinin, üstün olduğunu bilir ve eğer elbisenin üreticisi, bana da, elbise yapıyorsa, ben de üstünümdür.” inancıdır.

Aynı sebeple, mavi yakalı insanlar (işçiler) grubunda da, züppe birine rastlayabilirsiniz. Görünüşte, hiçbir şey, şunu düşünürsek, daha farklı olmayabilir: “Zengin bir yöneticinin eşi mi yoksa sıradan bir mavi yakalı mı daha züppedir?”. O işçinin züppe olabilmesine hiçbir imkan yoktur, doğru mu? Elbette, o da öyle olabilir. Eğer akranları, gruptan farklı düşünen birini onaylamazlarsa ve o da, bu kişiyi, kendi arzusuyla aşağılarsa, (o,) züppe olur. Nasıl? “Ben, bu adamdan iyiyim çünkü onunla değil, grupla aynı fikirdeyim.”, yanlış inancına sahip olarak.

Ya da, bir liseli çocuk grubu, çok çalışan ve yüksek notlar alan akran gruplarının üyelerini küçümserler (ya da hatta döverler). Bu yüksek not alan adamın züppe olduğu bahanesine dayanarak böyle hareket ederler. Doğrusu, onların kendileri züppedirler çünkü “grup standardı”nın, kimin, üstün; kimin, aşağı olduğuna karar vermesine izin vermektedirler.

Züppeliğin ana nedeni, “toplumsal metafizik” denen şeydir. Kaçmayın. Onu, size tanımlayacağım. Gerçekten, o kadar karmaşık değil. Toplumsal metafizik, bazı bağlamlarda, diğer insanların standarda karar vermelerine izin vermek anlamına gelir. Her çeşit bağlamdaki “Diğer insanlar”; gerçeğin, aklın, mantığın veya hatta, basit sağduyunun standardını, başkasıyla değiştirirler.

“Atlas Silkindi” ve daha pek çok kitap yazmış olan, Ayn Rand, onu, şu şekilde tanımlamıştır: Toplumsal metafizikçi, diğer insanların bilincini, kendisininkinden ve gerçeğin niteliklerinden üstün gören kimsedir. Toplumsal metafizikçiye göre, kendisinin başkalarına göre ahlaki değerlendirilmesi; doğruluğu, gerçek durumları, aklı ve mantığı hükümsüz kılan temel sorundur. Başkalarınca onaylanmama, hiçbir şeyin, onun bilincindeki etkisine karşı koyamayacağı derecede, yıkıcı bir şekilde kendisine korkunç gelir; böylelikle, kendi gözleriyle gördüğü kanıtı inkar eder ve başıboş bir şarlatanın ahlaki yaptırımı uğruna kendi bilincini geçersiz kılar. “Ama insanlar, seni beğenmez!” imasında bulunarak, aydın bir tartışmayı kazanmayı umma gibi saçmalıkları düşünebilen, sadece, bir toplumsal metafizikçidir.”

Kulağa, tanıdık biri gibi mi geliyor

Züppe, tanıma göre zayıf bir kişidir. Bazı bağlamlarda, nesnel olarak daha iyi olan hiç kimsenin, gerçekten, başka birinden daha iyi olduğuna inanmaya ihtiyacı yoktur. Başarısının ya da değerinin farkındadır, onun gururunu ve memnuniyetini yaşar ve hepsi budur. Diğer insanlar, hiç etken değildir. Bu, psikolojik yönden sağlıklı bir kişinin inanma biçimidir ve sonuç olarak, aslında emin bir kişinin sergilediği hiçbir züppe davranışa rastlamazsınız.

Üzücü olarak, toplumsal metafiziksel züppelik, her yerdedir. Ona, kesinlikle, sadece, zenginlerde değil, aynı zamanda, yoksullarda da rastladım. Ona, erkeklerde ve kadınlarda, eşit olarak rastladım. Onu, kibirli beyaz adamlarda, beyaz olmayan adamlarda, eşcinsellerde ve eşcinsel olmayanlarda fark ettim. Onu, Cumhuriyetçilerde ve (İster inanın ister inanmayın) Demokratlarda da buldum.

Az sayıda insanın, akıl ve doğruluğun doğasını anladığı bir dünyada yaşıyormuşuz gibime geliyor. Bunun, ağır bir iddia olduğunu biliyorum, ama bu, hepimizin gerçek hayatını ve günlük sonuçlarını kapsıyor. Kendi sonuçları, gözlemleri ve tercihleri, kendi seçilmiş çevrelerindeki “çoğunluk görüşü”nün tercihleriyle bağdaşmadığı zaman, insanlar, haksız yere, aciz ya da suçlu hissetme eğilimi gösterirler.

Toplumsal metafizik, tüm olgun olmayan davranış ve duygu türleri ve ayrıca, akli dengesizlikler ve hastalık belirtileri için, bir gelişme alanıdır. Hiç kimse, kendi şahsiyeti olmaya çalışmaz ya da en azından, lanet az sayıda kişi, öyle olmaya çabalar. Sanki öyle davranmalarına uygun hiçbir araçları yok gibidir, çünkü devamlı olarak, neyin doğru olduğunu kendilerine söylemeleri için, “grubu” ya da “diğerlerini” gözetirler.

Gerçeği aradıkları kimselerin çoğunun, tıpkı, onlar kadar şaşırmış olması, kendi başlarına hiç gelmez mi?

Hiç kimse, her şeyi bilmez. Ama hiç kimse, şaşırmaya da gerek duymaz. Eğer kendi aklınızı ve kendi düşünce güçlerinizi kullanarak, doğru ve akla en uygun şeyi gözlemleme cesaretiniz varsa, kendinizi, gerçekten, ender ve güçlü bir biçimde özgürleştirirsiniz.

Kaynak:

  1. https://drhurd.com/2012/07/23/what-makes-a-snob/
  2. https://drhurd.com/2013/01/30/whats-a-snob-delaware-coast-press/
  3. http://dextroussnobbery.blogspot.com.tr

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Evernote her şeyi hatırlamanıza ve çaba sarf etmeden düzenli olmanıza yardımcı olur. Evernote’u İndirin.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s